ANAYURT OTELİ – YUSUF ATILGAN

YUSUF ATILGAN

1921’de Manisa’da dünyaya gelmiştir. Manisa ve Balıkesir’deki öğrenim hayatından sonra İstanbul Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı’nı okumuştur. Maltepe Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra Manisa’da çiftçilikle uğraşmıştır. 1976’da İstanbul’a dönmüş, Milliyet yayınlarında çevirmenlik, Can yayınlarında redaktörlük yapmıştır. 1989’da geçirdiği kalp krizi sonucu Moda’daki evinde hayata gözlerini yummuştur.

Modern Türk Edebiyatının usta romancılarındandır. Başlıca eserleri: Aylak Adam, Anayurt Oteli, Canistan, Bodur Minareden Öte, Eylemci, Toplumda Sanat’tır.

ANAYURT OTELİ

Psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını işleyen bir romandır. 1987’de aynı adla sinemaya aktarılmıştır. Yalnız ve geçici ilişkiler içinde bunalan, hayatı anlamlandıramayan, çaresiz bir kahramanın psikolojisi ustaca işlenmiştir.

Başlıca Kahramanlar:

Zebercet: Romanın başkahramanıdır. Anayurt Oteli’nde doğmuş ve hep burada yaşamıştır. İdealleri olmayan, bunalım içinde, tekdüze bir hayatı olan bir kişidir. Ortadan biraz uzunca boylu, koyu kahverengi saçlıdır.

Ortalıkçı Kadın: Anayurt Oteli’nde ev işlerine bakan, köyden gelmiş, ahlaki değerleri olmayan bir kadındır. Otuz beş yaşlarında, kumral saçlı bir bayandır.

Gecikmeli Ankara Treniyle Gelen Kadın: Yirmi altı yaşlarında çok güzel bir bayandır. Yalnızca bir gece kalır otelde. Zebercet, kadından çok etkilenir.

Emekli Subay: Otelde bir hafta kadar kalan yaşlıca bir adamdır. Saçları beyaz, yeşil gözlü, sadece gazete okumakla meşgul olan bir adamdır. Daha sonra subay değil katil olduğu anlaşılır.

ÖZET

Tren istasyonuna yakın Anayurt Oteli’nin kâtibi Zebercettir. Babasının ölümünden sonra oteli işletme işi ona kalmıştır. Babasının oteldeki odasında kalmaktadır.

Romanın başında, otele gecikmeli Ankara treniyle güzel bir kadın gelmiştir. Zebercet çok etkilendiği bu kadının odasında onun unutmuş olduğu havluyla avunmaktadır. Sabah erkenden giden kadın hakkında en küçük bilgisi yoktur. Aynı gün, otele emekli subay olduğunu söyleyen bir kişi daha gelir.

Pazartesi günü her zamanki vakitte uyanır. Bir gün önce otelde kalan bazı kişiler borcunu ödeyerek otelden ayrılır. Her günkü gibi gazeteciye parayı öder. Öğleye doğru emekli subay da aşağı iner. Çarşıya gitmektedir. Zebercet rutin işlerine devam eder, berberde bakım yaptırır. Değişiklik yapar kendine ve bıyıklarını kestirir. Sokakta dolaşır. Otele döndüğünde, ortalıkçı kadın üç adamın bavullarını koyup akşama gelmek üzere çıktıklarını söyler. Otelde bir süre için kalan öğretmen çift evlerini tuttukları için ertesi günü ayrılacaklarını haber vermişlerdir. Aynı gün biri avukat olan iki adam daha gelir. Salı günü sabah yine aynı şeyleri yapar. Öğretmen çift, hesabı ödeyerek otelden ayrılır. Zebercet, içten içe dört gün önce gelen o güzel kadının köyden geri döneceğini ümit etmektedir. Benzer müşteriler yine gelir ve gider.

Cuma günü, emekli subay elinde valiziyle otelden ayrılır. Ortalıkçı kadın, o gittikten sonra oteli baştan sona temizler. Zebercet, kadının gelmeyeceğini tahmin etmeye başlamıştır. Bu yüzden gelen başka müşterileri geri çevirmeye başlar. Beş gece boyunca kadının kaldığı odada kalır ve avunur.

Çarşamba günü, otelin dışına “Kapalı” levhası asar. Zebercet dışarıya gider, sokaklarda gezer, bir meyhanede içer. İsmi Ekrem olan biriyle karşılaşır ve onunla sinemaya gider. Geç saatlerde otele döner. Otel her zamanki gibi kokmaktadır. Otelde iç sıkıntısıyla yatağına uzanır.

Aradan epey zaman geçmiştir. Oteli kapattığı için kimse gelmemektedir. Ortalıkçı kadını da köyüne gönderdiğinden yalnızdır. Otelin defterine kafadan isimler yazmaktadır. Otelden günlerce çıkmaz, gitgide zil de çalmamaya başlar. Sonunda kararını verir. Tavana bir ip bağlar ve ipin sağlamlığını kontrol eder ve başını ipten içeri sokarak çırpınmaya başlar. Anlamsız hayatına son vermiştir Zebercet.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir