Yaban Kitabının özeti

Yaban Kitabının özeti

Yaban

1.Dünya Savaşının bitimiyle bir köye yerleşen Ahmet’in köylülerce bir yaban olarak görülmesi ve Kuruluş Savaşı’nda düşmanların köylülere çektirdiği eziyetler.

Kahramanlar:

Ahmet :Kitapta Yakup Kadri’nin rolüdür.1.Dünya Savaşı’nda tek kolu kopan,ve terhis olunca kendi şehrinin işgal edildiğinden Mehmet Ali’nin köyüne yerleşen eski asker.

Mehmet Ali:Savaşta Ahmet çavuşun eri olan,terhis olunca çavuşuyla köyüne dönen iyi yürekli adam.

Emine:Ahmet’in çay başında görüp aşık olduğu el deymemiş köylü kızı.

İsmail:Mehmet Ali’nin oğlu olan ve Emine ile evlenen nankör genç.

Emeti Kadın:Ahmet kendi evine yerleşince ona temizliğe gelen saf kadın.  Hasan:Ahmet’in boş zamanlarında beraber olduğu iyi kalpli genç çoban.

Salih Ağa:Köyün ağası bir insanda bulunabilecek en kötü özellikleri taşıyan kötü adam.

Bekir Çavuş:1.Dünya Savaşı’nda çavuş olan her yeri gezmiş ve durmadan bu anılarını anlatan,köyde Ahmet’ten sonra en kültürlü eski asker.

Ana düşünce:Bir yerde herkesten iyi bakımdan farklı olsan bile orada bir yaban olarak görülür ve onlarla ilişki kuramaz bir şey anlatamazsın.

Kitabın Özeti

Yakup Kadri, Yaban’da Kurtuluş Savaşı yıllarında, bir Orta Anadolu köyünde yaşanan bireysel ve toplumsal dramı anlatır. Ama Yaban, ne bir “köy romanı”dır, ne de aydın-halk ikiliği üzerine bir hesaplaşma, ya da iç-hesaplaşmadır; Bu kitap, yeni Türkiye’nin kurtuluş ve kuruluşu üzerine, edebi tarzda kaleme alınmış bir “bildiri”dir; bambaşka bir akıl yürütmeyle bambaşka sonuçlara varan bir tür “Koçi Bey Risalesi”dir. Bunun kanıtını, romanın kahramanı Ahmet Celâl ile eski bir asker olan Bekir Çavuş arasında geçen sahnede buluruz. Ahmet Celâl ve Bekir Çavuş, romanın o bölümünde, Yunan uçaklarından atılan propaganda kağıtları nedeniyle tartışırlar. Tartışmanın bir yerinde, Bekir Çavuş, “Biliyorum beyim, sen de onlardansın, emme…” deyince, Ahmet Celâl “onlar”ın kim olduğunu sorar ve “Aha, Kemal Paşa’dan yana olanlar” yanıtını alır. Ardından, ikisi arasında şöyle bir söyleşim gelişir: “-İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz? -Biz Türk değiliz ki, beyim. -Ya nesiniz? -Biz İslâmız elhamdülillah… O senin dediklerin Haymana’da yaşarlar!” Bekir Çavuş’un bu sözleri karşısında, Ahmet Celâl’in başı, “asılmış bir adam gibi göğsüne düşer”, sonra da kendi kendine şunları düşünür: “Eğer bize zafer nasip olsa bile, kurtaracağımız şey yalnız bu ıssız topraklar, bu yalçın tepelerdir. Millet nerede? O henüz ortalarda yoktur ve onu, bu Bekir Çavuş’lar, bu Salih Ağa’lar, bu Zeynep Kadın’lar, bu İsmail’ler, bu Süleyman’larla yeni baştan yapmak gerekecektir.” Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Aramalar: